Cuma , 20 Ekim 2017
Anasayfa » AKADEMİK » TUS’U NASIL BAŞARDIM? Tus 1.sinin kaleminden…
TUS’U NASIL BAŞARDIM? Tus 1.sinin kaleminden…

TUS’U NASIL BAŞARDIM? Tus 1.sinin kaleminden…

Tıpta Uzmanlık Sınavı’na birkaç kez girmiş,  girdiğim her sınavda derece yapmış biri olarak herhangi bir branşta uzmanlık eğitimi almak isteyen meslektaşlarımla TUS’a çalışma sürecimi tüm yalınlığıyla ve gerçekliğiyle paylaşmak istedim. Bu paylaşımın salt programlardan ve şablonlardan oluşmamasına özen gösterdim, çünkü bu süreçte en başta korku, yılgınlık, ümitsizlik, depresyon ve beraberinde ümit, motivasyon , öğrenmenin verdiği haz, başarmanın verdiği kendine güven de var… Kısacası insan olmanın getirdikleri var. Burada yaşanmışlıkların paylaşımı TUS’a girecek meslektaşlarıma faydalı olacağı ölçüde de beni mutlu kılacak.

Internlük dönemine koskoca bir yılda TUS’u ve istediğim bölümü rahatlıkla kazanabileceğimi düşünerek başladım. Pediatri stajına bu ümitle start verdik, yorucu nöbetler ve barotravmatik bebe sesleri eşliğinde… Önceki dönem tuslarında 155 net yapmış olmanın verdiği kendine güven, fakülteyi de dereceyle bitirecek olmanın düşüncesiyle daha da doruklara çıkıyordu. Beraberinde araya giren bir yaz tatili, beşinci sınıftan gelen rahatlık, her kitabın başına oturuşumda motive olmama engel oluyor, internlük TUS maceramın başlamasını bir sonraki güne erteliyordu. Araya giren acil pediatri nöbetleri de hepten bahanem oluyordu, saatlerce uyumayı en tabi hakkım olarak kendime hediye ediyordum. Bu süre zarfında da ders çalışamamanın vermiş olduğu vicdan azabını bastırıyor, iç sesiminden kaçıyor, sürecin gerçekliğiyle yüzleşmekten uzaklaşmaya çalışıyordum.

Bu kaçış ta ki devam etmekte olduğum sponsor dersanemizin ilk denemesine girinceye kadar devam etti. Denemeye girdim ve 30 dk sonra aniden çıkmak istedim… Araya giren onca çalışılmamış zaman dilimi bilgi dağarcığımı alıp götürmüştü sanki, hiçbir şeyi tam olarak hatırlamıyordum. Korktum… Başım ağrıdı… Midem ve zihnim bulandı… Anneme ve eşime halbuki kolaylıkla yapabileceğimi, sene başından yıl sonu kazanmak istediğim yeri garantileyeceğimi vaad etmiştim… Ama gerçek buydu, boyumun ölçüsünü almam, gerçek sınavda aynı şeyleri yaşamamak adına bu kırbacı yemem gerekiyor diye düşünerek sınava devam ettim… Masa başından aylarca uzak kalmış biri olarak 210 dk bir asır gibi geldi bana, dersanenin güleryüzlü müdiresinin ‘Sınav nasıl geçti?’ sorusunu 5 dk sonra algılamama neden olacak kadar da sersemletmişti beni… Belli bir belirsiz bir bahaneyle cevap anahtarını müdire hanımın elinden alarak kaçarcasına çıktım dersaneden… Gidip bir kuytuda, arkadaşlarımın bana kaç net yaptın diye soramayacakları bir  kafeteryada ya da kutuphanenin arka bahçesinde cevap anahtarına bakmayı kafamdan geçirdim. Yolda fakülte kütüphanesine yürürken  dayanamayıp hızlı hızlı cevaplara baktığımda tam bir hezimetti sonuç beklentilerime göre… Fakülteyi dereceyle bitirecek bir öğrenciye göre… Ya da sadece TUS kazanmayı hedef edinen bir interne göre… 200 soru üzerinden 110 net yapmıştım, bir de önceki yıl içerisinde denemelerinde 140 net ile kıyaslanınca bir yıkımdı… Kendine olan güvenim bir anda sıfırlandı, TUS ‘ta istediğim puanı almayacağımı düşündüm bir an… Depresif bir epileptik ataktı bu belki de… Başımı ellerimin arasına aldım,saatlerce düşündüm, bir çıkış noktası bulmalıydım… Nasıl ve nerde çalışmalıydım, hangi kaynaklardan bu sürece devam etmeliydim, nerden başlamalıydım, günde kaç saat çalışmalıydım???

Acı çekmeden hazza ulaşılamıyor malasef… Geriye dönüp baktığımda o denemeye ve deneme sonrası zihnen yaşadığım fırtınaya aslında çok şey borçluyum… İçinde bulunduğum durumla yüzleşmeme, sınırlarımı belirlememe ve çalışmak, kazanmak adına yapılması gerekenleri sorgulayıp o yönde ilerlememi sağlamış.  Acizane TUS’a girecek meslektaşlarıma önerim denemelere girerek kendi gerçekleriyle yüzleşmeleri…

Gelecek ay çalışma sürüvenim başlayacak bu köşemden…

 

BAŞSAĞLIĞI

İçinde bulunduğumuz günlerde mesleğin adım adım daha da zor koşullarda icra edilebilir hale getirildiği, istisnasız birinci basamaktan üçüncü basamağa, üniversite hocasından pratisyen tabibine kadar her hekimin geleceğe malasef karamsarlıkla baktığı bir çıkmaza sürekleniyor olsak da hekim olmak, insan vücudu üzerinde onu zihnen ve bedenen daha sağlıklı yaşayabilmesi adına söz sahibi olabilmek tarif edilemeyecek bir haz… Bu haz ve ideallerimiz adına karamsarlığa kapılmadan hekimliğimizi yapabilmeliyiz belki, ama insanız ya olmuyor bazen… Tüm bu mesleği her nerde olursa olsun bıkmadan, usanmadan, yılmadan yerine getiren herkesin ne kadar özverili olduğunu biliyorum,yaşıyorum ve gözlemliyorum. Şuna inanıyorum ki “Su akacak, yatağını bulacak”, camiamıza iade-i itibar yapılacak, madden ve manen…

Allah mekanını cennet eylesin Dr. Melike, keşke keşke keşke… 

Kaynak: DrTus Köşe Yazarı Dr.Emre Başgöze’nin kaleminden…